Michael Jackson'ı hiç sevmiyordum,şimdi hiç hiç sevmiyorum >.< Bu aralar zaten sürekli saçma sapan rüyalar giriyordum ama bu rüyamda cidden sınırımın olmadığını anladım x_x Evet rüya anlatacağım ben.Gerçektir,kesinlikle görülmüştür XD
~
lady-of-the-depths'e ithafen~ (ifaden yazmışım daha önce kendime inanamıyorum XD)
Rüyamda bir ormanın ortasındaki açıklıkta Nana'yla birlikte etrafımıza bakıyorduk.Geceydi,dolunay vardı,baykuşlar ötüyor,yarasalar tepemizden geçiyordu.Yanımızda da kiliseden bozma bir mansiyon vardı.(mansiyondan başka nasıl bir kelimeyle ifade edebilirim bilmiyorum) Ama o kadar devasaydı ki,ucunu göremiyorduk gökyüzüne kadar çıkıyordu.Açıklığı gözlerimle tararken mansiyona doğru döndüm ve Dracula'nın kocaman kafasıyla karşılaştım x.x Mansiyonun benden tarafa olan duvarını tamamen kaplamış.Bir yerden görüntüsü yansımış gibiydi ama gerçek Dracula olduğunu da biliyordum. Dişlerinden kan damlıyordu ve bana hain hain sırıtıyordu.Ben bir adım gerileyince yok oldu,hemen arkamı döndüm,Nana'yı ensesinden tutmuş,havaya kaldırıyordu.Nana'nın kanını emip sonra da aşağı bırakacağını fark ettim.Rüyaya bak ne kadar çok Hitsuji no Uta etkisinde kalmışım diye düşündüm.(Rüya gördüğümün farkındaydım)Sonra Dracula'ya Nana'yı vermesini söyledim,vermedi.Ben de "Sen o kadar yükseğe çıkarsan ben de on kat büyürüm" dedim ve büyümeye başladım.Boyum mansiyonu geçti.Tam Dracula'nın Nana'yı ensesinden tuttuğu gibi ben Dracula'yı ensesinden tutacaktım ki elimden kaçtı ve kanlı dişleriyle sırıtarak "Sen on kat büyürsen ben yüz kat yükseğe çıkarım" dedi. Ben de sinirlendim "Sen yüz kat yükseğe çıkarsan ben de bin kat büyürüm" dedim. Biz böyle zeka yaşı 4 olan yetişkinler gibi inatlaşırken Dracula değişti ve Michael Jackson oldu.Ben de şu klasik Amerikan iş kadını tiplemesine döndüm. Kahverengi fönlü saçlar,elmacık kemikleri çıkık bir yüz,Dar etekli koyu renkli bir takım elbise x.x Nedenini bilmediğim bir sebepten ötürü bu sefer M.J ile inatlaşmaya başladık.O "Ben Dünya'yı kaplarım!" dedi,(bu arada ortam değişti ve Samanyolu Galaksisi'ni görür hale geldim)Onun yüzünün Dünya'yı kapladığını görünce sinirlendim, "Sen Dünya'yı kaplarsa ben de bütün evreni kaplarım!" dedim ve kapladım <.< Ben böyle mutlu mutlu sırıtırken M.J'in sesini duydum. "Nihohaha Sen bütün evreni kaplayamazsın ki..Bu sadece bir yansıma!" Onun sesini duyunca balon gibi sönmeye ve gezegenlere çarpmaya(sanki görüntüm oralardan yansıyormuş gibi)başladım.Önce Plüton'a,sonra Venüs'e çarptım,sonra da Dünya'ya indim.Dünya'nın yarısını benim kafam,yarısını da M.J'in kafası kapladı.Ben tam "Zaten hepimizin Dünya'daki görüntüsü birer yanılsamadan ibaret değil mi?" diye felsefeye girerken M.J "Bırak bu işleri" yüz ifadesiyle bana saçlarını döndü.(Vücudu olmadığı için sırtını dönemiyor)Sonra normal boyutlarımıza indik.Ben boş bir odadaydım,karşımda da dev ekran bir televizyon vardı.Açıktı ben de yaklaşı.p eğildim.Kalabalık bir grup Michael Jackson'ın etrafını çevrelemiş,mikrofon falan uzatıyorlardı,M.J de gülüyordu.Sonra yüzünü ekrana döndü,yaklaştırdı,yaklaştırdı(benim ona baktığımı biliyordu)Gözlerini gözlerime dikti ve "Sen emeklilik yaşını çoktan geçtin!" dedi.Ben dizlerimin üzerine çöktüm,M.J sözünü bitirince arkasını döndü ve yürüyerek uzaklaşmaya başladı.Umutsuzca "Bekle!Seninle işimiz bitmedi!" diye bağırdım hiç takmadı,sadece arkasına bakmadan elini salladı.O ekrandan kaybolunca da başım önüme düştü,sahne ışığı önce sadece beni aydınlattı,sonra da her yer karardı.
Şimdi..Ben daha 15 yaşındayım.Bırakın bir yıl çalışmayı bir ay bile çalışmışlığım yok.Ne emekliliği ya?Michael Jackson cidden garip ve hafif salak bir adam.Zaten burnu da yoktu!Rica ediyorum uzak dursun benden girmesin bir daha rüyama,korkutmasın beni.