Bir hiçti.Eğerhiçlik de derecelendirilebiliyorsa en kocamanıydı o.Ne bedendi,ne gölgeydi,ne de kalemin kağıtta bıraktığı küçük bir iz..Sadece varlıktı ve bu çok saçmaydı.Hiçlerin kaderi yok olmaktı ama o hep vardı.
İntihar etmek istedi çok kere.Kendisini boğabilecek elleri yoktu,bir boğazı da yoktu zaten.Eskiden sesti,kullanılmadıkça tükendi.Görülmese de,duyulmasa da vardı hâlâ.Belki arkamızdaydı,belki yatağımızda,benliğimizdeydi belki de.Hepimizin bir parçasıydı aslında.Yazık ki fark edilmedi.
Sahip olduğu hiçliğin farkındaydı.Nefret ederdi ondan.Göremese de,duyamasa da varlığını yakınlarda,hatta içinde hissetmek mide bulandırıcıydı.Hep ezmek istemişti o "hiç"i.Tıpkı başkalarının onu ezdiği gibi.Hiçliğin kazanılmayacağını,satın alınmayacağını biliyordu.Zaten kim isterdi ki?Hiçlik insanla doğar,onunla büyürdü. Kaygılar ve başarısızlıklardı hiçi besleyen.Çoğu zaman yok olup giderlerdi ama onun hiçi yok olmamıştı.Saçmaydı.Boşluğa yumruklarını sallamaya başladı yeniden. Hiçiyle yaptığı ve asla kazanamayacağı bir savaştı bu. "Hiç"in de onu bırakmak ve yok olmak istediğinden habersizdi.
Hataları için "hiç"i suçladı hep.Başarısızlıkları onun yüzündendi.Hiçin hiçbir şeye sebep olamayacağını anlayamayacak kadar toydu.Silikti,beceriksizdi ve salaktı. Kendisi yerine hiçi suçladığı için hiçi vardı.
İnsanı tarafından aşağılandığında vakumla çekiliyormuş gibi hissediyordu hiç. Ama hep olduğu yerdeydi.Varlığının tesadüf olduğuna inanmaya başladı,tesadüfen ölmek istedi.
Bıkmıştı fark edilmemekten,kenara itilmekten,yalnızlıktan.En çok da bir hiçe sahip olmaktan bıkmıştı. Her zamanki yerinde çömeldiği zaman dizlerine yasladığı başını kaldırdı yavaşça.Dizlerine doladığı ellerini çözdü,yüzüne yaklaştırdı.Yukarılardan bir yerlerden sızan zayıf ışık eşliğinde avuçlarına baktı.Yapması gerekeni vurgularcasına kıpkırmızılardı.Hiç de insanın ne yapacağını anladı.İnsan sağa sola bakınırken hiç de olmayan gözlerini umut içinde kapattı...
...Ve açtı.Önce bulanık bir sahneydi,sonra belirginleşti.İnsanı yerde cansız,uzanıyordu.Mavi tişörtü kanlanmıştı ve sağ elinde bir bıçak vardı.Son mimiği ise acıydı.Peki hiç nasıl onu görebiliyordu?Sonra anladı.İnsanı ölse de o yok olamamıştı. Ve haykırdı.Ve bir kez daha sesi çıkmadı.
19.09.08















Comments
Bende de var sanırım hiç, hem de hiçbir hiçin olmadığı kadar büyük. Ama ben ona bir şeylerin suçunu atmıyorum, hatta zaman zaman onunla dertleşmek istiyorum, ama ne yazık ki o yok. =/ Ona benim de onun gibi olduğumu söylemek isterdim sadece..
--
unDead deviant.
Onu suçlamıyorsan o kadar da büyük değildir belki <.< Ve bence ne kadar büyük hiçimiz olursa olsun biz onlar gibi değiliz yani tam anlamıyla olamayız ve bu iyi bir şey.-bence-
--
And sometimes the human spirit doesnt prevail - no matter how much love and support we receive. Instead, it crumples under the excruciating pain, and begs for the end to come quickly.
Bilmiyorum ki.. =/ Acaba hiçle sahip yer değiştirse bunu kimse fark edebilir miydi? Hiç hiç olduğunu bilmeden sahip gibi davransa, sahip de hiç istemediği halde hiçin yerini doldursa.. Hiçin hiçliği bütün bedeni ele geçirse ve sahip de bu zorlandığı hiçlik yüzünden hiçliğe düşse..
--
unDead deviant.
Uhm..Konudan da uzaklaştığımız için bu bir ay içinde,çok bir şey diyemeyeceğim sanırım. Ama düşününce fark edilmez gibi..Hmm..
--
And sometimes the human spirit doesnt prevail - no matter how much love and support we receive. Instead, it crumples under the excruciating pain, and begs for the end to come quickly.
Sorun değil, ben de pek erken yazıyorum sayılmaz. ^^;
--
unDead deviant.
Previous PageNext Page